<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>İMANİ YAZILAR</title>
        <description>harunyahya.org  sitesinden faydalanılarak hazırlanmıştır</description>
        <link>http://imaniyazilar.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 06:49:07 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Boş Konuşmamak, Boş Şeylerden Yüz Çevirmek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/bos-konusmamak-bos-seylerden-yuz-cevirmek_1525973.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/bos-konusmamak-bos-seylerden-yuz-cevirmek_1525973.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#CACA00&quot;&amp;gt;BOŞ KONUŞMAMAK&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/font&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFFB3&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Boş konuşma, içinde Allah'ın anılmadığı, Allah'ın rızasının gözetilmediği, insanın ahiretine bir fayda sağlamayan konuşmalara denir. Hiçbir faydası olmadığı ve ruha da sıkıntı verdiği halde cahiliye insanı, vaktinin büyük bir kısmını boş konuşmalar ile geçirir. İnsanları biraraya geldiklerinde boş konuşmalarla oyalamak, şeytanın en büyük hilelerinden biridir. Bu yöntemle şeytan, insanları Allah'ı anmaktan alıkoymak, Allah'ın etrafta Kendi varlığının delilleri olarak yarattığı sayısız ayet ve mucizeyi görmelerini, tefekkür etmelerini, yaratılış amaçlarını düşünmelerini engellemek ve ahiret için kullanmaları gereken değerli zamanlarını boşa harcatmak ister. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Şeytan insanları, sosyal sınıflarına, kültür ve zeka seviyelerine göre, onlara nefs ve hevalarına en çok hitap eden konuları telkin ederek, sürekli boş konuşmalara sevk eder. Örneğin oldukça alt bir kültür seviyesine sahip olan insanlar arasında daha çok, kendi terimleriyle, &quot;maç muhabbeti&quot;, &quot;delikanlılık muhabbeti&quot;, &quot;çocuk, yemek, ev muhabbeti&quot; adını verdikleri konular rağbet görür. İş dünyasını kapsayan diğer bir kesimde de gerekli gereksiz her türlü ticari, ekonomik konu, borsa, faiz gibi konular insanların günlük hayatlarının tamamını meşgul eder. Kendini aydın, entelektüel, kültürlü olarak göstermek isteyen bir grup da kendi aralarında, çeşitli siyasi ve sosyal konularda, bugüne kadar hiçbir somut faydası görülmemiş tartışma ve konuşmalarla zamanlarını boşa harcarlar. Çok önemli sorunları çözdüklerini sanırlar. Çoğu zaman televizyonlardaki açık oturumlarda saatlerce, hiçbir zaman çözüme varamayacaklarını, bunların bir işe yaramadığını bildikleri halde, sırf kendilerini göstermek, toplumu ve çevresini düşünen, problem çözücü kişi imajı vermek çabasıyla tartışırlar. Üste çıkmaya, öne geçmeye çalışarak çeşitli ko.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/bos-konusmamak-bos-seylerden-yuz-cevirmek_1525973.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 16 Dec 2006 15:00:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kınayanın Kınamasından Korkmamak</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/kinayanin-kinamasindan-korkmamak_1525933.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/kinayanin-kinamasindan-korkmamak_1525933.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#FFB871&quot;&amp;gt;KINAYANIN KINAMASINDAN KORKMAMAK&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/font&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#C8FF91&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Müminler her devirde, Allah'a kulluk etmeleri, O'nun emirlerini yerine getirmeleri, insanların değil de yalnızca Allah'ın rızasını gözetmeleri nedeniyle içinde yaşadıkları toplumlar tarafından yadırganmışlardır. İnkar edenlerin kendi içinde oluşturduğu çarpık yaşam biçimini ve felsefesini reddetmeleri, Kuran'da tarif edilen ideal modeli benimsemeleri nedeniyle çeşitli tepkilerle karşılaşmışlardır. İnkarcı toplumunun bu tepkisi, kavmin önde gelenleriyle idarecileri tarafından daha çok fiziksel saldırı ve eziyet şeklinde gerçekleşmiştir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Müminlerin yakın çevresinden ise bu tepki, karşı tavır alma, manevi baskı ve kınama şeklinde kendini göstermiştir. Ancak, Allah'a karşı tam bir güvene ve sarsılmaz bir imana sahip olan müminler, bu baskı ve kınamalar karşısında dinlerinden en ufak bir taviz vermemişlerdir. Bu durumlarından dolayı da Allah'ın yardım ve desteğini kazanarak, inkarcılara karşı zafer elde etmişlerdir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ancak mümin, İslam'ı yaşarken her zaman böyle fiziksel bir saldırıyla karşılaşmayabilir. Fakat Allah'ın emirlerini yerine getirmedeki titizliği ve inkarcıların batıl fikir sistemini ezmedeki kararlılığı yüzünden etrafını saran kişiler tarafından çeşitli eleştiri ve kınamalara maruz kalabilir. Ancak bu kişiler kısa zamanda bu tür kınamalara taviz vermeyen, güçlü şahsiyete sahip, Allah'a ve kendine güveni tam olan müminleri yolundan saptıramayacağını anlarlar. Müminler yalnızca Allah'tan korkarlar ve kendilerini kınayanlardan korkmazlar. Tam tersine kınayıcılar üzerine büyük korku salarlar. Bu tür kınamalar müminleri daha da motive eder. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Kınayanın kınamasından korkmak aynı zamanda da Allah'a karşı şirk koşmak demektir. Çünkü Allah ayetlerinde 'yalnızca Kendisi'nden korkulması gerektiğini&amp;#3.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/kinayanin-kinamasindan-korkmamak_1525933.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 16 Dec 2006 14:56:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Fasıktan Gelen Habere Göre Hareket Etmemek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/fasiktan-gelen-habere-gore-hareket-etmemek_1525912.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/fasiktan-gelen-habere-gore-hareket-etmemek_1525912.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#FFBC79&quot;&amp;gt;FASIKTAN GELEN HABERE GÖRE HAREKET ETMEMEK&amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFFC6&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Fasık, doğru yoldan sapmış, Allah'a isyan üzerine kurulu bir hayatı benimsemiş kişidir. Dolayısıyla, ondan Kuran'ın sınırlarını gözetmesi, adalet, doğruluk, dürüstlük, güvenilirlik gibi mümin sıfatlarını üzerinde taşıması beklenemez. Ayrıca fasık, Allah korkusu olmayan, müminlerin imanını kıskanan, elinden gelse müminleri de saptırmak isteyen, onlara zarar vermekten, onları üzmekten zevk alan kimsedir. Bu yüzden fasıktan müminlere ulaşan bir haber kesin bir bilgi niteliği taşımayan, doğruluğu araştırılması gereken bir konudur. Bu konudaki ayet şöyledir:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz. (Hucurat Suresi, 6)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Doğruluğunu araştırmadan, fasıktan gelen bir haber nedeniyle -Kuran'ın ölçülerine göre- güvenilir bir bilgi bulunmadan hüküm vermek, Allah'ın ayette belirttiği gibi &quot;cahilce&quot; bir hareket olur. Yine bir başka ayetle de iman edenlerin,&lt;STRONG&gt; &quot;hakkında bilgileri olmayan bir şeyin peşine düşmeleri&quot; (İsra Suresi, 36)&lt;/STRONG&gt; yasaklanmıştır.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;BR&gt;&amp;lt;div align=&quot;center&quot;&amp;gt;&amp;lt;b&amp;gt;&amp;lt;a href=&quot;&lt;A href=&quot;http://www.harunyahya.org/&quot;&gt;http://www.harunyahya.org/&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;font size=&quot;+0&quot; color=&quot;#FFBC79&quot;&amp;gt;BU SİTE HARUN YAHYA ESERLERİNDEN FAYDALANILARAK HAZIRLANMIŞTIR&amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/a&amp;gt;&amp;lt;/b&amp;gt;&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/fasiktan-gelen-habere-gore-hareket-etmemek_1525912.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 16 Dec 2006 14:49:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Selam Verildiğinde Aynıyla veya Daha Fazlasıyla Karsılık Vermek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/selam-verildiginde-ayniyla-veya-daha-fazlasiyla-karsilik-vermek_1512508.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/selam-verildiginde-ayniyla-veya-daha-fazlasiyla-karsilik-vermek_1512508.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#E6E600&quot;&amp;gt;SELAM VERİLDİĞİNDE AYNISIYLA VEYA DAHA FAZLASIYLA KARŞILIK VERMEK&amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFF80&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Selam vermek müminlerin birbirlerine en güzel dilek ve temennilerini sunma şekillerinden biridir. Cennete girerken müminler selamla karşılanırlar, cennette de birbirleriyle selamlaşırlar. Selam verilen bir kişinin o selama daha güzeliyle veya en azından aynısıyla karşılık vermesi farzdır:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah herşeyin hesabını tam olarak yapandır. (Nisa Suresi, 86)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Cahiliyenin kötü ahlak modelinde, verilen bir selamı almamak, duymazdan gelmek gibi tavırlar karşı tarafa bir üstünlük gösterisi olarak yapılır. Sosyal statü olarak kendinden daha küçük gördüğü kimseleri ezmek, haddini bildirmek gibi çirkin niyetlerle bu tarz davranışlara sık sık başvurulur. İslam'da ise müminler arasında bu tarz bir üstünlük anlayışı, değerlendirme modeli kesinlikle yoktur. Konumu ne olursa olsun, kendisine verilen bir selamı almak her mümin için Kuran'da bildirilen bir emirdir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#E6E600&quot;&amp;gt;EVLERE GİRİLDİĞİNDE SELAM VERMEK&amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Kuran'da, hayatın her anında, en küçüğünden en büyüğüne kadar her olayda Allah ile kesintisiz bir bağlantı içerisinde olmaya ve sürekli olarak ahireti anmaya yönelik bir iman anlayışı tarif edilir. Yine Kuran'da, peygamberlerden örnek verilirken birçok yerde onların her durumda Allah'a yönelip dönen ve ahiret yurdunu anan önder kimseler olduklarından bahsedilir. Önemli, olağandışı olaylarda Allah'ı ve ahireti hatırlayıp da, günlük hayatta her gün karşılaşılan olaylarda gaflet içinde bulunmak gibi bir anlayış Kuran'ın ruhuna tamamen aykırıdır. Müminin her anı, içinde bulunduğu her durum, yaptığı her iş, yaşadığı her .. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/selam-verildiginde-ayniyla-veya-daha-fazlasiyla-karsilik-vermek_1512508.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Dec 2006 12:06:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Emanete ve Ahitlere Riayet Etmek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/emanete-ve-ahitlere-riayet-etmek_1512469.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/emanete-ve-ahitlere-riayet-etmek_1512469.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#FFB871&quot;&amp;gt;EMANETE VE AHİTLERE RİAYET ETMEK&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/font&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#C8FF91&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Emanet denince bunu, yalnızca dar anlamıyla, verilen bir şeyi bir süre için saklama şeklinde anlamamalıdır. Üstlenilen her türlü görev ve sorumluluk kişinin üzerindeki bir emanettir. Bu görev gereği gibi yerine getirilmezse emanete ihanet edilmiş olur.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Kuran'da tarif edilen mümin, dürüst, emin ve sorumluluk sahibi bir insandır. Küçük hesaplar, küçük çıkarlar peşinde koşmaz. Bu nedenle, verilen bir ahdi yerine getirme veya üzerine aldığı bir emanete en güzel şekilde riayet etme konusunda kendisine tam bir güven duyulur. Müminlerin bu özelliğinden Kuran'daki birçok ayette övgüyle bahsedilir: &lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir. (Müminun Suresi, 8)&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyen) riayet edenlerdir. (Mearic Suresi, 32)&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;... Ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve muttaki olanlar da bunlardır. (Bakara Suresi, 177)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ahit verme ve emanet üstlenme konusunda kişinin, kaldıramayacağını bildiği bir yükün altına girmesi doğru olmaz. Çünkü verilen ahdi tutmamak, emanete ihanet etmek, Allah Katında hesabı sorulacak olan sorumluluklardır.&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;... Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur. (İsra Suresi, 34)&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Ey iman edenler, Allah'a ve resulüne ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin. (Enfal Suresi, 27)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Yalnız burada önemli olan nokta, kişinin yapabileceği konularda, başaramama korkusu, tembellik ve benzeri nedenlerle sorumluluk almaktan kaçmamasıdır. Yapamayacağı şeyi üstlenmek gibi, yapabileceği hayırlı bir işten, sorumluluktan kaçınmak da kişiyi vebal altına sok.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/emanete-ve-ahitlere-riayet-etmek_1512469.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Dec 2006 12:00:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Verilen Borcu Yazmak</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/verilen-borcu-yazmak_1512421.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/verilen-borcu-yazmak_1512421.html</guid> 
            <description>&lt;P class=ayetler&gt;&amp;lt;font color=&quot;#FF972F&quot;&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;VERİLEN BORCU YAZMAK&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/font&amp;gt; &lt;BR&gt;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#D2FFA6&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Ey iman edenler, belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. Aranızdan bir katip doğru olarak yazsın, katip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer üzerinde hak olan (borçlu), düşük akıllı ya da za'f sahibi veya kendisi yazmaya güç yetiremeyecekse, velisi dosdoğru yazdırsın. Erkeklerinizden de iki şahit tutun; eğer iki erkek yoksa, şahitlerden rıza göstereceğiniz bir erkek ve biri şaşırdığında öbürü ona hatırlatacak iki kadın (da olur). Şahidler çağırıldıkları zaman kaçınmasınlar. Onu (borcu) az olsun, çok olsun, süresiyle birlikte yazmaya üşenmeyin. Bu, Allah Katında en adil, şahitlik için en sağlam, şüphelenmemeniz için de en yakın olandır. Ancak aranızda devredip durduğunuz ve peşin olarak yaptığınız ticaret başka, bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alış-veriş ettiğinizde de şahit tutun. Yazana da, şahide de zarar verilmesin. (Aksini) Yaparsanız, o, kendiniz için fısk (zulüm ve günah)tır. Allah'tan sakının. Allah size öğretiyor. Allah herşeyi bilendir. (Bakara Suresi, 282)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bu ayette son derece açık ve ayrıntılı bir biçimde borç verildiğinde yazılması gerektiği açıklanmaktadır. Buradaki en önemli nokta ise yakınlık, akrabalık, samimiyet, dostluk gibi kavramları ölçü alarak ayetin emrini gözardı etmemektir. Kimler arasında olursa olsun, borcun miktarı ne olursa olsun, ayet bu hükmü uygulamama hakkında bir istisna göstermemiştir. O yüzden kişi eğer gerçekten müminse, ayetin hükmüne kayıtsız şartsız boyun eğmelidir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Gerçekten de ayette belirtildiği gibi, adaletten şaşmamak, ileride herhangi bir şüphe, yanlış anlama ve haksızlığa yol açmamak için bu tür bir önlem en hayırlı olandır. Üşenmek, tembellik gibi nefsani du.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/verilen-borcu-yazmak_1512421.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Dec 2006 11:51:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Başkalarını Uyarıp Kendini Unutmamak</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/baskalarini-uyarip-kendini-unutmamak_1512378.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/baskalarini-uyarip-kendini-unutmamak_1512378.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#E6E600&quot;&amp;gt;BAŞKALARINI UYARIP KENDİNİ UNUTMAMAK &amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFF80&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız? (Bakara Suresi, 44)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Kuran'ı iyi bilen, zeki ve tecrübeli bir kişi başkalarının dini konulardaki hatalarını ve eksikliklerini en ince ayrıntılarıyla teşhis edebilir. Onları bu konularda uyarabilir. Bu makbul bir özelliktir, ancak bunu yapmak kişinin aynı hata ve günahları kendisinin işlemesini meşru hale getirmez. Tam tersine başkalarına yaptığı uyarıdan kendisinin de öğüt alması ve aynı hataları yapmaktan önemle kaçınması gerekir. Aksi takdirde başkalarına yaptığı uyarılar bir ecir değil, ahirette kendi aleyhinde bir delil olarak karşısına çıkar.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir hatayı, başkasını uyaracak kadar iyi teşhis edebilen bir kişinin, aynı hatayı kendi nefsinde teşhis edememesi gibi bir durum mümkün değildir. Elbette ki kendi hata ve günahının da farkındadır. Bu ise onun çok büyük bir samimiyetsizlik içinde olduğunu gösterir. Örneğin yalancı birinin insanları doğruluğa; riyakar birinin insanları samimiyete, namaz kılmayan birinin insanları namaza davet etmesi büyük bir samimiyetsizlik ve ikiyüzlülük örneğidir. Üstteki ayetin sonunda bu tür kişilerin &quot;yine de akıllanmayacak mısınız&quot; sözleriyle uyarılmaları da, söyledikleri şeyleri önce kendilerinin uygulamaları gerektiğinin açık bir göstergesidir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bu tür ikiyüzlü hareketlerin temelinde, insanlar üzerinde manevi bir otorite kurmak, hürmet edilen, çekinilen, sözü dinlenen bir kimse olmak gibi Kuran dışı sapkın düşünceler yatar. Bu şekilde davranan bir kimsenin asıl amacı Allah'ın sınırlarının, dinin menfaatlerinin korunması, batılın yok olması, müminlerin hata ve günahlarının düzelmesi değildir elbette. Yaptığı uyarıları, o hataların işlenmesine karşı .. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/baskalarini-uyarip-kendini-unutmamak_1512378.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Dec 2006 11:43:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir Topluluğa Duyulan Kinin Adaletten Alıkoymaması</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/bir-topluluga-duyulan-kinin-adaletten-alikoymamasi_1512316.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/bir-topluluga-duyulan-kinin-adaletten-alikoymamasi_1512316.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#00D900&quot;&amp;gt;BİR TOPLULUĞA KARŞI DUYULAN KİNİN ADALETTEN ALIKOYMAMASI &amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/font&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#9DFF9D&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Adalet, insanlar arasındaki anlaşmazlıklara çözüm getirirken hak sahibine tarafsız bir şekilde hakkını vermek anlamına gelir. Ancak Kuran ahlakını yaşamayan insanlar genelde tam ve kesin bir adalet anlayışıyla hareket etmezler. Karar verirken birçok dış etken onların kararlarını olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Örneğin hakkında karar vereceği insanlardan, kendisine daha yakın gördüğü kişinin lehine karar alabilir. Ya da menfaatine uygun gördüğü ve kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü şekilde hüküm verebilir. Yani her türlü şahsi çıkar uğruna kararında adil olmayabilir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ancak insanların adaletsizlikleri en çok, kin duydukları kişilere olan tavırlarında ortaya çıkar. Nefsi kaplayan bir kin duygusunda kişi, karşısındaki insan hakkında olumlu bir karar almakta zorlanabilir. Geçmişten gelen içinde sakladığı bir kin, karşı tarafta haklılık payı bile olsa bu haklılığı ortaya çıkarmasına izin vermeyebilir. Ya da kin duyduğu topluluk veya kişinin hakkına tecavüz ettirebilir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bu nedenle Allah kinin adaleti engelleme yönüne özellikle dikkat çekmiş ve Müslümanları bu konuda uyarmıştır. &lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır. (Maide Suresi, 8)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ayetin emri gereği Müslümanlar yakınlık, menfaat, akrabalık bağı ya da kin gibi konular sebebiyle hiçbir zaman karşılarındaki kişi ya da topluluğa karşı adaletsizlik yapmazlar. Karşılarındaki kişinin inancı, düşüncesi, felsefesi ne olursa olsun, Müslümanların kendi inançlarına aykırı da olsa, bu onların bu topluluk hakkında doğru kararı almalarına engel de.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/bir-topluluga-duyulan-kinin-adaletten-alikoymamasi_1512316.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Dec 2006 11:34:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yalan Söylememek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/yalan-soylememek_1512276.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/yalan-soylememek_1512276.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;font color=&quot;#9B9BFF&quot;&amp;gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;YALAN SÖYLEMEMEK&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/font&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFBA75&quot; bgcolor=&quot;#000000&quot;&amp;gt; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İnsanlar karşılarındaki kişiyi kendi istedikleri doğrultuda yönlendirebilmek için sık sık yalana başvururlar. Yalanın ardında kimi zaman kişinin gururunu kurtarma telaşı, kimi zaman samimiyetsiz bir tavra zemin hazırlama kimi zaman da üstünlük elde etme arzusu vardır. Ancak sebebi ne olursa olsun yalan, Kuran'da haram kılınan fiillerdendir. Allah'ın yalanı insanlara haram kıldığı Kuran'da şöyle bildirilmiştir:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar... (Maide Suresi, 89)&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz. (Maide Suresi, 89)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Karşı tarafı bilerek ve isteyerek yanlış yönlendirmek için söylenen, doğru olmayan her söz, yalan hükmündedir. Nitekim Allah yalanda, kişinin kalbindeki niyetin önemli olduğunu belirtmektedir. Bir kişinin ağzından düşünmeden bir söz çıkabilir ya da o an için boş bulunup doğru bir söz söylemeyebilir. Bunları kasti olarak karşı tarafı yanıltarak çıkar elde etmek için söylememiş olan bir kişi, bunu hemen telafi eder. Ancak yalanda bir niyet bozukluğu vardır. Kişi karşı tarafı yanlış yönlendirerek ufak ya da büyük herhangi bir çıkar elde etme peşindedir. İşte Allah, bu tip bir niyetle söylenen herhangi bir sözden kişiyi ahirette sorumlu tutacaktır. Bu nedenle Müslümanlar aşağıdaki ayetin gereği olarak her zaman sözün doğru olanını söylemelidirler: &lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve sözü doğru söyleyin. (Ahzap Suresi, 70)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir Müslüman boş bulunduğu bir anda ağzından aslı olmayan bir söz çıksa bile bunu hemen telafi eder. Ancak ahirette hesabını veremeyeceği şekilde bir insanı kasti olar.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/yalan-soylememek_1512276.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Dec 2006 11:26:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sözüne İtimat Edilmeyecek Olan Kişiler</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/sozune-itimat-edilmeyecek-olan-kisiler_1512238.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/sozune-itimat-edilmeyecek-olan-kisiler_1512238.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#CACA00&quot;&amp;gt;SÖZÜNE İTİMAT EDİLMEYECEK OLAN KİŞİLER&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/font&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFFB3&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;
&lt;TABLE height=1242 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=hyg vAlign=top&gt;
&lt;P&gt;Doğruyu bulabilmek için, kişinin kendi aklının, bilgisinin veya tecrübelerinin yetersiz kaldığı durumlarda, bir başkasının öğüdüyle hareket etmesi Kuran'da tavsiye edilen bir ahlaktır. İnsanlar çoğu zaman, hata yapacaklarını düşündükleri konularda, doğru olanı bulabilmek ve yanlış bir tavır içerisine girmemek için karşılarındaki kişilere danışırlar. Yani öğüt almada amaç doğruyu bulabilmektir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ancak her insan, her olay karşısında doğru olan seçeneği bulabilecek bir akla ve şuura sahip değildir. En azından doğru olanı görebilse bile kendi çıkarlarını gözardı ederek bu doğruyu karşı tarafa açıklama ahlakına sahip değildir. Bu nedenle yol göstermesi için fikir danışılacak kişilerde, belirli özelliklerin olması gerekmektedir. Bu özelliklerin başında bu insanın Allah'a iman ediyor olması gelir. Çünkü bir insanın doğruyu hemen teşhis edebilmesi ve kendi menfaatlerinin aleyhine bile olsa bunu karşı tarafa açıklaması ancak vicdanını kullanmasıyla olur. Bir insanın vicdanını hiçbir engel tanımadan kullanmasını sağlayan tek güç de Allah korkusu ve Allah sevgisidir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ahlakında bozukluk olan yani vicdanını kullanmayan bir insan, ne kendisi doğruyu görebilme gücüne sahip olabilir ne de karşısındaki insanı doğruya yönlendirebilme meziyetine. Dolayısıyla insanların fikir danışacağı ve verdiği fikre itimat edeceği kişileri iyi seçmesi gerekmektedir. Bu nedenle Allah Kuran'da, insanlara bu konuda yol gösterecek çok ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur. Ayetlerde fikrine itimat edilmemesi gereken kişilerin ahlak özellikleri bildirilmiş ve bu kişilerin gösterdiği yola tabi olmak yasaklanmıştır. Ayetlerde şöyle buyrulm.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/sozune-itimat-edilmeyecek-olan-kisiler_1512238.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Dec 2006 11:21:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dinde Zorlama Olmaması ve Din Ahlakına Hikmetle ve Güzel Öğütle Davet Etmek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/dinde-zorlama-olmamasi-ve-din-ahlakina-hikmetle-ve-guzel-ogutle-davet-etmek_1512180.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/dinde-zorlama-olmamasi-ve-din-ahlakina-hikmetle-ve-guzel-ogutle-davet-etmek_1512180.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#8484FF&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=baslik2 align=left&gt;DİNDE ZORLAMA OLMAMASI VE DİN AHLAKINA HİKMETLE, GÜZEL ÖĞÜTLE DAVET ETMEK &amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFFFF&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir. (Nahl Suresi, 125)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İslam dininin özelliği, kişinin sadece içinden gelerek ve gönülden kabul ederek yaşamasıyla Allah Katında kabul gören bir inanç sistemi olmasıdır. Allah dinin bu özelliğini Kuran'ın birçok ayetinde açıklamıştır. Örneğin namaz kılan bir insan namazını Allah için isteyerek ve severek kılmalıdır. Ya da malından infak eden bir kişinin bu ibadetinin Allah Katında geçerli olması, verdiği bu sadakayı isteyerek ve sevinerek vermiş olmasına bağlıdır.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir insanın Müslüman olabilmesi için dini ve Allah'ı aklıyla kavraması ve kalben de tasdik etmesi gerekir. Ve yaptığı hizmetleri neden yaptığının şuurunda olması gerekir. Müslümanın dine olan bağlılığı, Allah'ın varlığına olan inancından kaynaklanır. Bu nedenle de, dinin gereklerini isteyerek ve severek yerine getirir. Dolayısıyla İslam ancak kişinin kendi rızası olduğu takdirde gerçek anlamda yaşanabilecek bir sistemdir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bu nedenle dinde zorlama yoktur. Allah Müslümanların dine karşı isteksiz olan insanlara İslam'ı zorla kabul ettirmek için gayret sarf etmemelerini emretmiştir. Çünkü Allah dini, insan zoruyla değil, kalpten gelerek yaşanabilecek şekilde var etmiştir. Kalben kabul etmeyip insanlar baskı uyguladığı için yaşanan bir dinin Allah Katında geçerliliği olmayabilir ve dolayısıyla kişinin böyle bir ruh haliyle din ahlakını yaşaması veya yaşamaması arasında bir fark da olmayacaktır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Müslümanların din ahlakını anlatmaları, sadece güzel sözlü bir davet niteliğindedir. İsteye.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/dinde-zorlama-olmamasi-ve-din-ahlakina-hikmetle-ve-guzel-ogutle-davet-etmek_1512180.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Dec 2006 11:10:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İnsanları Uyarmak</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/insanlari-uyarmak_1512156.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/insanlari-uyarmak_1512156.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#FFBC79&quot;&amp;gt;İNSANLARI UYARMAK&amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFFC6&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;
&lt;TABLE height=765 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=hyg vAlign=top&gt;
&lt;P&gt;Cahiliye toplumunun temel hayat felsefesi, kişinin sadece kendisine karşı sorumlu olduğu düşüncesine dayalıdır. Bu düşünceye göre insanlar kendilerini en iyi şartlarda yaşatmakla, en rahat ortamı sağlamakla yükümlüdür. Ancak diğer insanların hayatına karşı maddi manevi hiçbir sorumlulukları yoktur. Bu nedenle insanların bir çoğu dinlerini sadece kendi başlarına yaşamakla sorumlu olduklarını ve diğer insanlara din ahlakını anlatmak gibi bir sorumluluk taşımadıklarını zannederler. Halbuki Kuran'a baktığımızda bunun tam tersi bir anlayışla karşılaşırız. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Müslümanın en büyük sorumluluklarından biri etrafındaki insanlara İslam ahlakını anlatmak ve onları da Allah'a iman etmeye teşvik etmektir. Kuran'da Müslümanların insanları uyarmasıyla ilgili çok kesin ve açık hükümler yer almaktadır. Bunlardan bir tanesi Müddessir Suresi'nin 1. ve 2. ayetlerinde bildirilmiştir:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Ey bürünüp örtünen, kalk (ve) bundan böyle uyar. (Müddessir Suresi, 1-2)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Müslümanlar dinlerini kendileri yaşadıkları gibi aynı zamanda çevrelerindeki kişileri de teşvik etmekle sorumludurlar. Hatta Kuran'da Müslümanların bütün hayatlarını tebliğ yani dinlerini anlatma üzerine bina etmelerini gerektiği bildirilir. Müslümanlar işlerini, yerleşim bölgelerini, eğlencelerini, yaşam biçimlerini bu sorumluluklarına göre ayarlarlar. Bir Müslüman için, Allah'ın varlığının bütün insanlar tarafından bilinmesi, kavranması, bütün insanların cehennemin nasıl bir yer olduğundan ve hesap günü sorguya çekileceğinden haberdar olması kendi ticaretinden, eğlencesinde.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/insanlari-uyarmak_1512156.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Dec 2006 11:08:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İbadette Kararlı Olmak</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/ibadette-kararli-olmak_1512129.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/ibadette-kararli-olmak_1512129.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#FFBC79&quot;&amp;gt;İBADETTE KARARLI OLMAK &amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFFC6&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun? (Meryem Suresi, 65)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&quot;Kararlılık&quot;, bir konuda sebat göstermek, sonuca ulaşmada hiçbir engel tanımamak ve azimle gayret ederek her ne olursa olsun yapılması gerekenleri yerine getirmek anlamına gelir. Yukarıdaki ayette geçen kararlılık kelimesi de bu anlamda kullanılmıştır. Allah Müslümanlardan sadece ibadet etmelerini değil, aynı zamanda ibadette kararlı olmalarını istemektedir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ancak insanlar ibadette kararlı olmayı çok kısıtlı değerlendirirler. Çünkü ibadet kelimesinin sadece namaz, oruç, hac, zekat gibi kişinin üzerine farz olan hükümler anlamına geldiğini zannederler. Halbuki ibadet, kulluk anlamına gelir. Yani insanların kul olarak Allah için yaptıkları her eylem, konuşma, hal ve tavır birer ibadettir. Namaz bir insan için nasıl önemli ve farz olan bir ibadetse, aynı şekilde öfkeyi yenmek, güzel söz söylemek, insanları uyarıp korkutmak, zanda bulunmamak ya da tartışmacı olmamak da bir ibadettir. Bu nedenle Allah'ın &quot;ibadette kararlı ol&quot; emri hem fiili ibadetler hem de ahlak için geçerlidir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ancak ayetlerde Müslümanlara dinlerinde kararlı olmaları emri verilirken, dikkat çekilen bir nokta daha olmuştur. Bu da Müslümanların kararlılığının deneneceğine dair yapılan açıklamalardır. Ayetler geçmişte yaşayan Müslümanların ve peygamberlerin hayatlarından kesitler sunarken, sık sık onların imanlarının ve kararlılıklarının denendiği olaylardan örnekler verir. Çünkü bu tip zamanlar, Müslümanların Allah'a olan bağlılıklarını ve sadakatlerini ispat edecekleri değerli fırsatlardır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Allah Müslümanl.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/ibadette-kararli-olmak_1512129.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Dec 2006 10:58:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ölümü Çok Düşünmek Müminin Ahlakının Güzelleşmesi İçin Önemli Bir Vesiledir</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/olumu-cok-dusunmek-muminin-ahlakinin-guzellesmesi-icin-onemli-bir-vesiledir_1512092.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/olumu-cok-dusunmek-muminin-ahlakinin-guzellesmesi-icin-onemli-bir-vesiledir_1512092.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#E6E600&quot;&amp;gt;ÖLÜMÜ ÇOK DÜŞÜNMEK &amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFF80&quot;&amp;gt;&lt;BR&gt;Kuran'ın, &lt;B&gt;&quot;Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra Bize döndürüleceksiniz.&quot;&lt;/B&gt; (Ankebut Suresi, 57) ayetiyle, dünya üzerindeki her insanın, kendisi için takdir edilmiş bir günün, belirlenmiş bir saatinde muhakkak ölümle karşılaşacağı bildirilmiştir. Nitekim bugüne kadar hiçbir insanın gücü, malı, mülkü, serveti, şöhreti, mevkiisi, itibarı, kuvveti ve güzelliği ölümü kendisinden uzaklaştırmasına yetmemiştir. Ölüm, Allah (cc)'ın bir kanunudur; gelmiş geçmiş tüm insanlar bu kesin ve önlenemez gerçekle karşılaşmıştır. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;&quot;Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile...&quot;&lt;/B&gt; (Nisa Suresi, 78) ayetiyle hatırlatıldığı gibi, kimse ölümden kaçmayı başaramamıştır ve başaramayacaktır. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu gerçek, müminlerin derin bir anlayışla kavradıkları bir konudur. Ölümün kesinliğini ve yakınlığını idrak etmeleriyle birlikte, ölümden sonraki sonsuz hayata hazırlık yapmaları gerektiğini de anlarlar. Rabbimiz'in emrettiği ahlaka tam olarak ulaşamadan ve Allah (cc)'ın rızasını kazanamadan ölmekten korkar, bu nedenle samimiyetle ve gayretle Kuran ayetlerini ve Peygamber Efendimiz (sav)&amp;#8217;in sünnetini en mükemmel şekilde yaşamaya çalışırlar. Her an ölecekmiş gibi Allah (cc)'a yakınlaşmakta ve O'nun rızasını kazanmaya çalışmakta acele ederler. Kuran'da müminlerin bu konuda şöyle dua ettiklerinden bahsedilir: &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;&quot;... Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür. &quot;&lt;/B&gt; (Araf Suresi, 126) &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;&quot;... Göklerin ve yerin Yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat. &quot;&lt;/B&gt; (Yusuf Suresi, 101) &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Müminler ölümü, Allah (cc)'ın bir emri olduğu için son derece teslimiyetle karşılarlar. Ölümün ya.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/olumu-cok-dusunmek-muminin-ahlakinin-guzellesmesi-icin-onemli-bir-vesiledir_1512092.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Dec 2006 10:52:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Allahın Rahmetinden Umut Kesmemek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/allahin-rahmetinden-umut-kesmemek_1494015.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/allahin-rahmetinden-umut-kesmemek_1494015.html</guid> 
            <description>&lt;P class=baslik2&gt;&amp;nbsp;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#8484FF&quot;&amp;gt;ALLAH'IN RAHMETİNDEN UMUT KESMEMEK&amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp; &amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFFFF&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;(Benden onlara) De ki: &quot;Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir.&quot; (Zümer Suresi, 53)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ayette belirtildiği gibi insanlar zaman zaman bilerek veya bilmeyerek hatalar yapabilmektedirler. Bu konuyla ilgili ayetin hitabından da anlaşıldığı gibi burada, Allah'tan rahmet uman insanlara seslenilmektedir. Yani ayette geçen kendi aleyhlerine olmak üzere haddi aşan kimseler, Allah'a iman eden insanlardır. Bu nedenle böyle bir durum Müslümanlar için de geçerlidir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Allah birçok ayette Müslümanların hatta çok takva sahibi olan Müslümanların da hata yapabileceğini vurgulamıştır. Bu açıklamalar inananların kalbine ferahlık verir. Aksi takdirde isteyerek veya istemeyerek herhangi bir hata yapan bir Müslüman, büyük bir sıkıntı ve vicdani baskı altına girebilirdi. Ancak Müslümanların Allah'a karşı bir kusur içinde olmama konusunda büyük bir hassasiyet içinde olduğunu bilen Allah, Kuran'da övgüyle bahsedilen peygamberlerden de örnekler vererek istisnasız her insanın büyük ya da küçük birçok hatası olabileceğine dikkat çekmiştir. Böylece ayetlerdeki bu şevklendirici ve kalp ferahlatıcı açıklamalar, Müslümanların herhangi bir hata sonrası ümitsizliğe kapılmalarını engellemiştir. Hatta Allah insanlarda hata çeşitliliğini o kadar geniş tutmuştur ki, insanların yaptıktan sonra pişmanlık duyup tevbe ettikleri istisnasız her hatanın bağışlanacağını bildirmiştir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ancak Kuran'daki kalp ferahlatan, insanlara umut veren türlü açıklamalara rağmen, kusurlu olmayı kabullenemeyen birçok insan da bulunmaktadır. Ayetlerde bildirilen müjdelere rağmen hata yaptıktan sonra ümitsizliğe kapılmak, üzüntü ve sı.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/allahin-rahmetinden-umut-kesmemek_1494015.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 11 Dec 2006 07:56:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Allahin Aleyhinde Konuşulan Ortamı Terk Etmek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/allahin-aleyhinde-konusulan-ortami-terk-etmek_1494001.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/allahin-aleyhinde-konusulan-ortami-terk-etmek_1494001.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#00D900&quot;&amp;gt;ALLAH'IN VE DİNİN ALEYHİNDE KONUŞULAN ORTAMI TERK ETMEK&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/font&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#9DFF9D&quot;&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;Müminler hiçbir şekilde inançlarından, taviz vermezler. Her mümin, bulunduğu ortamda, Allah'ın ve O'nun dininin temsilcisidir. Bu gerçeğin şuurunda olan ve bu sorumluluğu taşıyan mümine, Allah'ın ve dinin aleyhine konuşulan ortamlarda bulunmak yakışmaz. Zaten bu durum Kuran ayetlerinde kesin olarak yasaklanmıştır:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;O, size Kitapta: &quot;Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz&quot; diye indirdi. Doğrusu Allah, münafıkların ve kafirlerin tümünü cehennemde toplayacak olandır. (Nisa Suresi, 140)&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar': -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma. (Enam Suresi, 68)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Cahiliye toplumunun fertlerinin temel özelliği Allah'ın kadrini takdir edememeleri ve O'nun gücünden gaflet içinde olmalarıdır. Bu şuursuzluğun verdiği cesaretle, vicdanlarını rahatlatmak için müşrikler zaman zaman Allah'ın ve dinin aleyhinde konuşmalar yapabilirler. Bu, kimi zaman açık bir saldırı, kimi zaman imalı laf dokundurmalar, kimi zaman din hakkında cahilce ahkam kesme şeklinde olabilir. Şartlar ne olursa olsun, böyle bir ortam oluştuğunda, eğer müdahele etme imkanı yoksa, orayı terk etmek mümin için farzdır. Bu duruma kayıtsız kalmak, ortamın bir parçası olmak, Allah'ın şanını ve şerefini yüceltmekle görevli mümine yakışmadığı gibi zaten Kuran'da haram kılınmıştır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt; &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;lt;div align=&quot;center&quot;&amp;gt;&amp;lt;b&amp;gt;&amp;lt;a href=&quot;&lt;A href=&quot;http://www.harunyahya.org/&quot;&gt;http://www.harunyahya.org.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/allahin-aleyhinde-konusulan-ortami-terk-etmek_1494001.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 11 Dec 2006 07:43:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kuran Okunduğu Zaman Susup Dinlemek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/kuran-okundugu-zaman-susup-dinlemek_1493983.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/kuran-okundugu-zaman-susup-dinlemek_1493983.html</guid> 
            <description>&lt;P class=baslik2 align=left&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#CACA00&quot;&amp;gt;KURAN OKUNDUĞU ZAMAN SUSUP DİNLEMEK&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/font&amp;gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFFB3&quot;&amp;gt; 
&lt;P class=ayetler&gt;Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz. (Araf Suresi, 204)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ayetteki kesin ifadeden de anlaşılacağı gibi Kuran okunurken susup dinlemek, yalnızca güzel bir davranış şekli değil, aynı zamanda da Allah'ın farz kıldığı bir tavırdır. Ayetin devamındaki ifadeden de bu emre titizlik göstermenin müminlerin esirgenmesine vesile olacağı anlaşılmaktadır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Kuran Allah'ın sözüdür. Bu nedenle, Allah'ın zatına gösterilmesi gereken haşyet dolu saygının aynı şekilde Allah'ın sözüne karşı da gösterilmesi gerekir. Bu saygının ilk aşaması ise Allah'ın sözünü işittiğinde, susup o söze kulak vermektir. Kuran'a, Arapça olsun, Türkçe meali olsun ya da farklı bir dilde okunduğunda aynı saygının gösterilmesi şarttır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Herkesin farklı işlerle uğraştığı bir ortamda haber vermeden Allah'ın ayetlerini okumak, insanların dalgınlıkla istemeden bu ayetin hükmüne girmesine sebep olabilir. Bu nedenle, gerekli saygı ortamını sağlamadan Allah'ın kelamını okumak uygun bir tavır olmaz. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bazı cahil ve mutaassıp çevrelerde, herkes başka işlerle uğraşırken ve kimse dinlemediği halde arka planda, kasetten ya da radyodan sürekli Kuran okunması önemli bir ibadet ve takva alameti olarak görülür. Oysaki Kuran saygıyla, her kelimesi can kulağıyla dinlenilmesi, akılda tutulması, üzerinde düşünülüp öğüt alınması ve uyulması gereken &quot;üstün ve şerefli&quot; bir sözdür.&lt;/P&gt;
&lt;P class=baslik2&gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#CACA00&quot;&amp;gt;KURAN OKURKEN ŞEYTANDAN ALLAHA SIĞINMAK&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/font&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Allah, bir deneme vasıtası olması için şeytanı, insanların zihinlerine gizlice telkin verebilecek özellikte yaratmıştır. Bu telkinin etkisi de insanların iman derecelerine gör.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/kuran-okundugu-zaman-susup-dinlemek_1493983.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 11 Dec 2006 07:35:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İsraf Etmemek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/israf-etmemek_1480852.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/israf-etmemek_1480852.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;br&amp;gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#FFA953&quot;&amp;gt;İSRAF ETMEMEK&amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFBA75&quot; bgcolor=&quot;#000000&quot;&amp;gt; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Allah'ın verdiği nimetin değerini takdir edememek, verilen nimetleri kullanırken veya sarf ederken bilinçsizce hareket etmek israfa neden olur. Allah insanları bu konuda şöyle uyarmaktadır:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;... İsraf ederek saçıp-savurma. Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. (İsra Suresi, 26-27)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Nimetin değerini bilmemek, hakkını vermemek, Allah'ın lütuf ve ikramına karşı nankörlük etmek olur. Ayette belirtildiği gibi nankörlük, şeytanın temel vasfı olduğundan, israf ederek nankörlük yapanlar da şeytana uymuş olur, onun kardeşinden farksız olurlar. Nimetin, insanın şükrünü daha da arttırması gerekirken, onu olur olmaz yerlere ziyan etmek, nimeti veren Allah'ı takdir edememek demektir. Bunun ahiretteki karşılığı da Allah'ın cennetinden, rahmetinden ve nimetlerinden uzak kalmak demektir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Cennet Allah'ın sonsuz nimetleriyle donatılmış ihtişam dolu bir yerdir. Ancak, daha bu dünyadaki nimetlere duyarsız kalan, kıymetini bilmeyen, Allah'a gereği gibi şükredemeyen bir kimsenin cennet nimetlerini hakkıyla takdir edip Allah'ı yüceltmesi de mümkün değildir. Cenneti hak edebilmek için öncelikle dünya hayatında bu üstün ahlakı kazanabilmek gerekmektedir. Açıkça görülen bir sefahat ortamı olmasa bile, ufak tefek şeylerde israf yapmak, nimeti hor kullanmak, ziyan olmasına, zarar görmesine sebep olmak, bildiği halde baştan zararı engelleyici tedbirleri almamak gibi hareketler de yine nimete nankörlük kapsamına girer. Müminin en çok, bu tür dikkatten kaçabilecek israflara karşı titiz olması ve Allah'a nankörlük, saygısızlık yapmaktan çok korkması gerekir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Allah sınırsız nimetinden müminlerin en güzel şekilde istifade etmelerini ister; ancak israf etmemek kaydıyla...&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Sat, 09 Dec 2006 07:42:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cimrilik Yapmamak, Malı Yığıp Biriktirmemek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/cimrilik-yapmamak-mali-yigip-biriktirmemek_1480833.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/cimrilik-yapmamak-mali-yigip-biriktirmemek_1480833.html</guid> 
            <description>&lt;P class=baslik2&gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#FFBC79&quot;&amp;gt;CİMRİLİK YAPMAMAK, MALI YIĞIP BİRİKTİRMEMEK&amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P class=baslik2&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFFFC6&quot;&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Kuran ahlakından uzak toplumlarda yaygın olan yanlış bir infak anlayışı vardır. Bu anlayışa göre vicdan rahatlatmak için kişi malından az bir şey verir. Böylece de büyük bir dini vecibeyi yerine getirmenin huzuru içinde malının geri kalan büyük bölümünü elinde tutar. Halbuki, Kuran'da bu tavrın yanlışlığına açıkça dikkat çekilmektedir. Ayetlerde şöyle buyrulur:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Şimdi, o yüz çevireni gördün mü? Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu. (Necm Suresi, 33-34)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Allah'ın Kuran'da belirttiği infak ibadeti ise tamamen farklıdır. Kuran'a göre infak etmedeki ölçü, &quot;... ihtiyaçtan arta kalan&quot;dır. (Bakara Suresi, 219) Bu, Allah'ın herkese farz kıldığı bir hükümdür. Ayet şöyledir:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;... Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: &quot;İhtiyaçtan artakalanı.&quot; Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz. (Bakara Suresi, 219)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bu hükme riayet etmeyenin kaybı sadece az ecir almak değildir; bu kişi aynı zamanda da Allah'ın beğenmediği bir davranışı yapmakla ahireti açısından büyük bir sorumluluk altına girmektedir. Zira ihtiyaçtan fazlasını elinde tutan bir kimse Allah'ın kesin bir hükmünü ısrarla yerine getirmemektedir. Cimrilik yapmakta ve gerçekte tümü Allah'a ait olan ve Allah'ın kendisini denemek için verdiği ve infak etmesini bildirdiği mala haksız olarak sahip çıkıp kendisine saklamaktadır. Allah gerçekte inkarcılara özgü olan bu davranışı gösteren insanları Kuran'da şöyle tarif etmektedir:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimriliği emreder (önerir)ler. Allah'ın fazlından kendile.. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/cimrilik-yapmamak-mali-yigip-biriktirmemek_1480833.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 09 Dec 2006 07:19:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sevilen Şeylerden İnfak Etmek</title>
            <link>http://imaniyazilar.blogcu.com/sevilen-seylerden-infak-etmek_1480830.html</link>
            <guid>http://imaniyazilar.blogcu.com/sevilen-seylerden-infak-etmek_1480830.html</guid> 
            <description>&lt;P class=baslik2 align=left&gt;&amp;lt;br&amp;gt;&amp;lt;strong&amp;gt;&amp;lt;h1&amp;gt;&amp;lt;font color=&quot;#FFA953&quot;&amp;gt;SEVİLEN ŞEYLERDEN İNFAK ETMEK&amp;lt;/font&amp;gt;&amp;lt;/h1&amp;gt;&amp;lt;/strong&amp;gt; 
&lt;P class=baslik2 align=left&gt;&amp;lt;font size=&quot;+1&quot; color=&quot;#FFBA75&quot; 
&lt;P&gt;Samimi ve ihlaslı bir şekilde, Allah'ın rızası dışında hiçbir amaç ya da karşılık gözetmeden infak etmek imanın göstergesidir. İnfak eden müminler pek çok ayette övülmüş ve müjdelenmişlerdir. Ancak Al-i İmran Suresi'nin 92. ayetinde infak etme konusunda çok ince ve önemli bir ölçü verilmiştir: &quot;İyiliğe erebilmek için sevdiği şeylerden infak etmek&quot;. Ayette şöyle buyrulmaktadır:&lt;/P&gt;
&lt;P class=ayetler&gt;Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Al-i İmran Suresi, 92)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İnsanın bir kişiye ya da bir şeye verdiği değer, onu elde etmek için feda ettiği şeyin büyüklüğüyle orantılıdır. Eğer bazı şeyleri feda edemiyorsa, o şeyler onun için daha kıymetli demektir. Hiçbir şey Allah'ın rızası ve rahmetinden daha değerli olamayacağı için gerçek bir mümin bunları elde etmek için sahip olduğu herşeyi bir anda gözden çıkarabilir. Böyle davranmadığı takdirde sevgi ve bağlılık duyduğu dünyevi birtakım şeyleri Allah'ın hoşnutluğunun üzerinde tuttuğu ortaya çıkar. Bu durumda da ayetin belirttiği gibi asla iyiliğe erişemez. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir insan çok fazla infakta bulunuyor, büyük hizmetler yapıyor, sürekli ibadet ediyor olabilir. Dini bilgisi de çok fazla olabilir. Ancak durum gerektirdiği zaman sevdiği bir şeyden kopamıyor, Allah yolunda onu infak edemiyorsa, bu imani bir zaaf ve çok büyük bir eksikliktir. Çünkü o şeyi Allah'ın rızasına tercih etmiş olur. Ameli ne olursa olsun bu kişi, işin özünü kavrayamamış, önceden iyi şeyler yaptığını sanırken yaptıkları boşa gitmiştir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Sevginin yalnızca Allah'a yöneltilmesi, sevilen diğer şeylerin, diğer insanların ise ancak Allah'ın tecellisi olarak, Allah da onları sevdiği için, Allah'ın rızasını kazanmak .. ( &lt;a href=&quot;http://imaniyazilar.blogcu.com/sevilen-seylerden-infak-etmek_1480830.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 09 Dec 2006 07:14:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://imaniyazilar.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>