« Önceki | Sonraki »

4/3/2007

İnsanın Acizliği

İNSANIN ACİZLİĞİ

  
İnsanı Allah en mükemmel şekilde yaratmış, onu pek çok üstün özellikle donatmıştır. Yaratılmış olan tüm varlıklar içerisinde düşünme, karar verme, akletme, düşündüğü şeyi uygulayabilme, plan kurma, sonuç çıkarma gibi zihinsel fonksiyonlarıyla insanın üstünlüğü tartışmasız bir gerçektir.

Peki hiç düşündünüz mü, tüm bu üstünlüklerin aksine insan neden son derece korunmaya muhtaç bir bedene sahiptir? Neden ancak mikroskopla görülebilecek kadar küçük bakteriler, virüsler bu bedene zarar verebilmektedir? Neden insan yaşamı boyunca sürekli bedenini temizlemek, ona bakım yapmak zorundadır? Ve neden insan bedeni zaman ilerledikçe yıpranmakta, yaşlanmaktadır?

 

Ortalama 70-80 kiloluk bir "et ve kemik yığını" olan beden, ince bir deri ile kaplanmıştır. Elbette bu narin deri, kolaylıkla çizilir, yırtılır ve en ufak bir darbede morarır. Güneş altında çok uzun bir süre kalmaya dayanamaz. Belli bir limit aşılırsa deri, önce kızarır, sonra şişer ve su toplar. Kısacası sıcak bir havaya maruz kalan insan kendisini mutlaka koruma altına almak zorundadır.


Allah insanları en güzel surette ve en mükemmel sistemlerle yaratmıştır. Ancak dünyanın geçiciliğini göstermek ve hırslara kapılmalarını engellemek için, bedeni et ve yağ gibi çok çabuk bozulabilen maddelerden oluşturmuştur. Eğer insanın farklı maddelerden oluşturulmuş, zırh sağlamlığında bir bedeni olsaydı, o zaman hiçbir virüs ya da mikrop, soğuk ya da herhangi bir kaza bu zırhı delip geçmeye, zarar vermeye güç yetiremezdi. Oysa et ve yağ açıkta bırakıldığında birkaç saat içinde kokuşan, bozulan maddelerdir. İşte, insanın en büyük acizliklerinden biri, "malzeme"sinin bu denli çürük olmasıdır.

Bir insana verilmiş pek çok fiziksel zayıflık vardır. Öncelikle insan hem bedenini hem de çevresini temiz tutmak, onlara çok özenli bir bakım yapmak zorundadır. Bu bakım için ayırdığı vakit, hayatının oldukça büyük bir bölümünü kapsar. Banyo yaparken, tıraş olurken, el-ayak, saç, cilt vs. bakımı ile ilgilenirken insanların harcadıkları zamanı gözler önüne seren anketlere sık sık rastlanabilir. Bu tip bilgileri ilk duyduğunda insan şaşırmaktan kendini alamaz, çünkü ömrünün oldukça uzun bir zamanının böyle sıradan işler için harcandığını belki de hiç düşünmemiştir.

Günlük hayatın akışı içinde evde, yolda, işte, okulda çeşit çeşit insan görmek mümkündür. Bu insanların önemli bir bölümü, düzgün giyimli, makyajlı, saçları taranmış, tıraş olmuş, ütülü kıyafetler giymiş insanlardır. Ancak bu görünüşlerinin bir de arka planı vardır. Bu insanlar bu düzgün görüntüyü elde edebilmek için acaba ne kadar zaman harcamak zorunda kalmışlardır?

 

Sabah ilk uyandığı andan gece uyuyana kadar bir insanın uygulamak zorunda olduğu bakım çok sayıda detayı içermektedir. Uykudan uyanıp gözünü açtığı andan itibaren ilk gideceği yer banyodur. Çünkü uyuduğu süre boyunca ağzının içinde çoğalan bakteriler sebebiyle, hoş olmayan bir tat ve koku ile uyanmıştır ve dişlerini fırçalaması kaçınılmazdır. İnsanın güne başlayabilmesi için gereken işlemler bununla sınırlı değildir. Elini, yüzünü yıkaması da zorunludur. Ancak sadece bu uzuvlarını yıkaması da yetmeyecektir. Bir önceki gün ve gece boyunca vücudunda ve cilt yüzeyinde pek çok işlem gerçekleşmiştir. Örneğin, saçları ve yüzü yağlanmış, saçında kepek oluşmuş, vücudu terlemiştir. Bütün bu istenmeyen koşullardan kurtulmanın tek çaresi ise banyo yapmaktır. Bunu yapmadığı takdirde yağlı saçları, ter kokan vücuduyla insanların arasına girmesi pek hoş olmayacaktır.

İnsan içine çıkmak için gerekli temizliğin sağlanmasında kullanılacak malzemeler ise o kadar çoktur ki; insanın bedeninin ne kadar çok şeye muhtaç olduğunu göstermesi açısından üzerinde düşünülmelidir. Örneğin, temizlik için su ve sabunun yanında ek malzemelere de ihtiyaç vardır. Çünkü cilt üzerindeki ölü deri tabakasını temizlemek gerekir.

Her insanın, beden temizliği yanında kıyafetlerinin, evinin, çevresinin de temizliğine uzun bir süre ayırması gerekir. Aksi takdirde bir süre yıkamadan giydiği kıyafetler ve evinin kirliliği sebebiyle yanına yaklaşılamayacak bir hale gelebilir.

Ancak insan ne kadar temizlik ve bakım yaparsa yapsın bu da geçicidir. Dişini fırçalayan bir insan belki 1 saat sonra hiç fırçalamamış gibi olur. Banyo yapan bir kişi eğer yaz mevsimindeyse bir-iki saat sonra belki hiç banyo yapmamış gibi bir hale gelebilir. Bir de güzelleşebilmek için uzun saatlerini aynanın önünde makyaj yaparak geçiren bir kadını düşünün; ertesi sabah uyandığında bir gün önce yaptığı makyajdan yüzünde eser yoktur. Hatta yatıp sabah kalktığında yüzünde kalan boya kalıntıları sebebiyle olduğundan da kötü bir hale bürünmüş olabilir. Veya uzun uzun tıraş olan bir erkek ertesi gün uyandığında tekrar aynı süreci yaşamak zorunda kalır.

Önemli olan, bu fiziksel acizliklerin bir amaca yönelik olduğunu kavrayabilmektir. Bunlar zorunlu acizlikler değildir; özel olarak yaratılmışlardır. Bir örnek üzerinde düşünelim: İnsan, vücut ısısı yükseldiğinde doğal olarak terler. Terden kaynaklanan koku ise son derece rahatsız edicidir. Yeryüzünde yaşayan her insan bu acizlikle sık sık karşılaşır. Oysa böyle olmayabilirdi. Örneğin, bitkiler için bu durum geçerli değildir. Bir gülü düşünün; kara toprağın içinden çıktığı, sokakta doğal bir ortamda yetiştiği, her an her türlü tozla, pislikle muhatap olduğu halde asla kötü kokmaz. Her durumda ve şartta gülün kokusu son derece ferahlık vericidir. Üstelik gülün temizlenmek, bakım yapmak gibi bir ihtiyacı da yoktur! Ancak insan için durum farklıdır. Allah insana acizliğini hissettirecek her türlü eksikliği özellikle vermiştir. Ne kadar temizlenirse temizlensin, ne kadar kozmetik malzeme kullanırsa kullansın; güzel bir kokuyu üzerinde sabit tutamaz.

Elbette burada anlatılanlar her insanın kendi üzerinde görebileceği eksikliklerdir. Ancak herkes bunların bir eksiklik olduğunu kavrayabiliyor mudur acaba? Yoksa her insan aynı acizliklere sahip diye bunları doğal mı karşılıyordur? Elbette burada anlatılanlar tüm insanlar için geçerlidir. Ama unutmamak gerekir ki, Allah dileseydi bunların hiçbirini insanların üzerinde yaratmazdı; her insan bir gül kadar güzel kokulu ve tertemiz olabilirdi. Ama insanı tüm acizlikleriyle beraber yaratan Allah bunu belli bir hikmet üzerine yapmıştır. Yaratıcımız olan Allah karşısındaki acizliğini gören insan, O'nun kendisini davet ettiği yola uymalı; geçici ve eksik olan bu dünyaya bağlanmamalı, sonsuz bir yurt olan ahiret için hazırlık yapmalıdır.

http://www.harunyahya.org/

BU SİTE HARUN YAHYA ESERLERİNDEN FAYDALANILARAK HAZIRLANMIŞTIR


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: suna | Tarih: 2007-03-05 15:39:29
    Konu: slm
    ınsanlar hem bu kadar acız hemde fazlasıyla kıbırlı olabılıyor.bırde Allah'a karsı kıbırlenıp buyuklenenler ...sanırım onlar ıcın son cok acı olacak ..Allah bız acız kullarını dogru yoldan ayırmasın insaallah.

    Bağlantı »